• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Fotogram

Friday
Mar 12th
Ana Sayfa arrow Manşet arrow Başlarken ..
Başlarken .. Yazdır E-Posta
31 12 2008
Sabahın gözleri miyop bir saatinde uyanıyorum. Ardından alelacele bir kahvaltı ve koşa koşa evden çıkıyorum. Ardından dolmuşa yetişme telâşı. Hızlı bir gün ve yoğun bir mesainin ardından da, aynı hızı yitirmeden yeniden eve dönüyorum.

Bu “hız”ın içerisinde neler yitip gitmiyor ki etrafımda!?

Fotoğraf dediğimiz şey, aslında bu vahşi “hız”ın bizlere dayattığı hayata karşı aldığımız bir rövanş. Çünkü fotoğraf aceleye gelmiyor. Yitirdiğimiz ayrıntıların farkına varabiliyoruz fotoğraf sayesinde.

Bu “hız” çağında, yavaş yavaş yapılabilen tek etkinlik sanki, fotoğraf çekmek.

Her insanın zamanla olan bir çekişmesi vardır. Zaman akar gider ve tutamazsınız. Zaman geçtikçe ömrünüzden; günler, aylar, yılar eksilir. Ve eski zamanları düşündükçe hüzünlenirsiniz.

Fotoğrafın sihri de buradadır aslında. Bu, başı ve sonu belli olmayan zaman denizinden bir lâhza çalarsınız fotoğrafla. Ve bu sizin avuntunuz olur. Elbette ki bu çekişmenin galibi zamandır . Ama siz de ondan bir kare çalarak, zamanın kalesine şeref golünüzü atmış olursunuz.

Herkes her şeyin farkına varamayabilir ya da sizden daha farklı anlamlandırabilir devinen dünyayı. Zaten dünyaya tek gözle bakmak yetmez anlamak için. Bu yüzden başkalarının zamandan çaldığı “an”ları izleriz. Ve deriz ki; “Ben bu gözle bakmamıştım” ..

Fotoğraf, dünyayı başkasının gözüyle görmemize de olanak tanır. Başta belirttiğim “hız”ın içerisinde yitirdiğimiz pek çok ayrıntıyı, başkalarının karelerinden yakalarız. Bu yüzdendir ki, fotoğraf paylaşmak içindir. Ve paylaştıkça daha da anlam kazanır. “Bak güzel kardeşim.. Bir de böyle bir dünya var” demektir aslında fotoğrafın amaçlarından biri de.

İşin tekniği bir yana; bir fotoğraf karesi içerisine neleri sığdırmışız, neleri farketmişiz ve hangi öyküyü anlatmışız? Asıl mesele burdadır. Çünkü bazı şeyler sözcüklerle anlatılmaz, anlatılsa bile yeterli olmaz. Ancak öyle bir fotoğraf görürsünüz ki, zihninizde bilmem kaç ciltlik bir romanı bir anda yazarsınız aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi..

Sample Image

Bu memlekette, her Allah’ın günü bankaya gitseniz de, hatta bankanın önünde yatsanız bile ev almanın o kadar kolay olmadığını bilirsiniz. Ama reklamlar size bunu o kadar basit bir şeymiş gibi anlatır ki, bazen siz bile kira öder gibi ev sahibi olacağınızı sanırsınız. Sonra hesabınızı kitabınızı yaptığınızda anlarsınız ki, hiç de kira öder gibi bir haliniz yoktur aslında.Siz de bu saçmalığı herkese anlatmak, anlata anlata bitirememek istersiniz. Belki öfkeyle, belki sakin, belki çoşkulu, belki de sade bir biçimde bu saçmalıktan bahsedersiniz. Sözcükler sözcükleri kovalar. Ancak hakkıyla anlatamazsınız içinizden geçenleri.

Bir an hayatın olağan seyrinden doğal bir kompozisyon çıkar karşınıza. Aslında o kompozisyon hep ordadır da siz yeni farketmişsinizdir. Ve fotoğraflarsınız yukarıdaki kompozisyon gibi. Bu, zamanın ve yaşamın içerisinden çaldığınız öyle bir karedir ki, bin sözcüğe bedeldir.

İşte fotoğraf, aslında bu kadar yalın, ama bir o kadar da güçlü bir sanattır.

Fotogram.Org internet sitesinde fotoğraf “sanat”ına dair çok şey paylaşacağız. Nelerden sözedeceğimizle ilgili ipuçları da aslında bu yazıda var.

Bilge değiliz.. Ne Ahkam keseceğiz, ne de laf kıtlığında asma budayacağız..

Ama söyleyeceğimiz çok şey var.

Çünkü biz, sanatın demokratik bir olgu olduğuna inanıyoruz.

Şimdilik Hoşçakalın,

Yazan : Ali Balaman

Son Güncelleme ( 22 02 2009 )
 
Sonraki >