Fotogram.org - Fotoğraf Adına Ne Varsa

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Bir Karlı Dağ…

AddThis Social Bookmark Button

Dağlar var, alabildiğine yeşillik, üzerinde beyaz örtüsüyle keşfedilmeyi bekleyen. Yollar var, yürünecek saatlerce, zirveler var, toprak kokulu, yeşil örtüsünün üzerini kaplayan karda ayak izi bekleyen. İnsanız hayatı hazırda yaşamaya alışkın çoğu zaman. Var olan tatlı gelir, hazıra konmak güzeldir. Uzağız, bakmaya alışkın değil gözlerimiz farklılığa.

Karabük’te tarihi ve doğası ile keşfedilmeyi bekleyen yerlerden sadece bir şehir. Alışılmışın dışında, farklı doğası, zengin ağaç çeşitleri, sık ormanı ve akarsuyu. Ancak şimdi ağaçların ve beyaz örtünün muhteşem uyumu sayesinde el değmemişliğin verdiği bakirliğe, sadece ayak izlerimizi bırakıyoruz, karın üzerinde yürürken. Sonra da kalemimizden dökülen kelimelerle anlatmaya çalışıyoruz sizlere duygularımızı.

Duygular demişken aklıma geliyor birden; yıllar öncesinde uzaklara göç edişim ve sonrasında buralara olan özlemlerim. Oysa birlikteyken görmediğimiz güzelliklere uzaklardan bakmak gerekiyor sanırım.

Bizlere aslında çok uzak olmayan, fakat kimilerinin dünyasına uzak kalan, bazılarının da hayat tarzına uzak, ama bir o kadar da yakın bir dünya. Doğal hayatta mücadele etmek ve zirveleri keşfetmek en büyüğünden en küçüğüne kadar.  Mücadele vermek, adrenalin salgılamak ve dağları hayat tarzı edinenlere bir önerimiz; Karabük Keltepe.

Keltepe Batı Karadeniz Bölgesi’nin 1999 metre ile en yüksek üçüncü dağı. İlk sırayı Ilgaz Dağ sırasından 2587 metre ile Büyük Hacet Dağı ve 2546 metre ile Küçük Hacet dağı almakta. İkinci sırada ise Köroğlu sıra dağlarından 2200 metre ile Kartalkaya yer almakta.

Keltepe’yi diğerlerinden ayıran en önemli özellik üzerinde kayak merkezi veya otel bulunmamaktadır. Orman yangın yolları ve şuan kullanımda olmayan yangın gözetleme kulesi dışında insan yapımı hiçbir yapı bulunmamakta.  Tamamen doğallığını ve bakirliğini korumakta.

İstanbul ve Ankara’dan Karabük’e ulaşmak çok kolay. İstanbul – Karabük arası 396 km. Karabük'e karayolu ile Ankara-İstanbul otoyolunun Gerede sapağından ayrılarak 80 km sonra ulaşılır. Ankara – Karabük arası 230 km. Otogar kent merkezindedir. Buradan Keltepe’ye ulaşmak için Karabük’ten yenice yoluna sapacaksınız ve tüneller başlamadan yolun sol tarafında bulunan Karaağaç Köyü yoluna sapacak buradan da Karaağaç Köyü’ne kadar gideceksiniz. Karaağaç Köyü’nden yürüyüşünüze başlayabilirsiniz. Eğer Yenice güzergahından Karabük güzergahına doğru gidiyorsanız son tünelden sonra sağa Karaağaç Köyü yoluna sapabilirsiniz.

Yol kenarında bizi karşılayan akarsu yer yer donmuş olarak karşımıza çıkıyor. Ağaçların türüne göre değişen yapısı ve renkleri de bize fotoğraf için güzel olanaklar sağlıyor. Vadiden akan su, arkasında bıraktığı dağlar birazdan yapılacak olan maceralı yolculuk için daha da heyecanlanmamıza sebep oluyor. Ve şimdiden sanki adrenalin salgılar gibi oluyorsunuz.

1376 Km kare yüzölçümüne sahip Karabük’ün en yüksek yeri olan Keltepe bitki örtüsü açısından da oldukça zengin. Yüksekliğin az olduğu yerlerde Kızılçam, 700-800 metre yükseklikten sonra yerini Köknara bırakmaktadır. Karışık şekildeki ormanlar 1600-1700 metreye kadar çıkabilmektedir. Kayın, meşe, gürgen, Akçaağaç, dişbudak, kavak yaygın olan türlerdir. Dere içlerinde lokal olarak çınar, söğüt, ıhlamur, şimşir gibi türler ortaya çıkmaktadır. 1700 metreden daha yukarıda yüksek dağ çayırları yer alır. Burada kekik ve ada çayı en çok göze çarpan bitki türüdür. Tabi ki bu bitki örtüsünün tamamını görmek için bahar aylarını beklemeniz gerekmekte. Kış aylarında kar örtüsü kısa boylu bitkilerin üzerini beyaz örtüsü ile kaplamış durumda.

Keltepe’deki bu durum bütün il genelini yansıtmaktadır. Karasal ikliminin daha fazla hissedildiği alanlarda meşe ön plana çıkarken, Eflani çevresinde çayır ve otlakların geniş yer kapladığı görülmektedir. 

Yenice ormanlarının Türkiye’de eşi benzeri yoktur. Çok sayıda ağaç türünü barındıran bu ormanlardan, bilinen altı ana ağaç türüne 30 önemli ağaç türünü eklemek mümkündür. Gökpınar mevkiinde dört hektarlık bir alan arberetum (Açık Hava Orman Müzesi) olarak belirlenmiştir. Tırmanış sırasında bu türlerin bazılarını da görmek mümkün.

Bölgede çok miktarda yaban domuzu olup az sayıda tilki, tavşan, ayı, keklik, karatavuk, çulluk’a rastlanmaktadır. Bölgede bunların dışında; Karaca, Vaşak, Yaban Kedisi türleri bulunmaktadır.

Tırmanmaya başlarken eğer rahat bir yol istiyorsanız rotanız orman yangın yolu olabilir. Belirli bölgeye kadar bu yolu kullanmak mümkün. Buradan yürüyüşe başlamak diğer rotalara göre daha kolay sayılabilecek bir ölçüde. Dilerseniz daha zorlu ve dik yokuşlardan çıkarak kendinizi zorlamanız da mümkün tercih sizin. Yolu yürümeye başlamadan önce bilmeniz gereken en önemli husus manzarayı ve doğayı doyasıya yaşamak istiyorsanız sabah erken saatlerde yola çıkmanızda fayda var. Normal temponun biraz üzerinde durmadan yürüdüğünüz zaman yürüyüş sekiz saati bulmakta. Bu da sizi yaşayacağınız doğal güzellikleri ve çevreye vereceğiniz dikkati azaltmakla birlikte, yorucu bir yolculuk sonrasında da akşam karanlığına kalmanıza sebep oluyor.

Zirveye çıkarken pek çok ağaç çeşidini görebiliyor, toprak ve ağaçların oluşturduğu o güzelim kokuyu hissede biliyorsunuz. Yolda ilerlerken yabani hayvanların ayak izlerini görmeniz de mümkün. Şanslıysanız yabani hayvanların kendisini bile görebilirsiniz. Özellikle Karaca, Domuz, Yaban Kedisi ve çeşitli kuş türlerinin izlerine de karın üzerinde rastlamak mümkün.

Ormanlığın açık olduğu alanlarda çeşitli kayalıklar ve küçük zirveleri de görebilirsiniz. Zirveye doğru ilerledikçe 1800 rakımın da bulunan ilk düzlükte ormanlık alan artık iyice seyrekleşiyor. Doğuya baktığınız da havada Ilgaz Sıradağları’nı bu noktada artık rahat bir şekilde görebilirsiniz.

1800 metreden sonra bölüm oldukça çorak ve bikri örtüsünden yoksun durumda. Zirveye ilerlerken klasik rotayı takip edersek havanın açık olması durumunda sağ tarafımızda Safranbolu ve Karabük’ü de görmemiz mümkün.

Zirveye yaklaştıkça artan heyecan, yorgunluk, rüzgarın sertleşmesi ve yürüyüş yolunun dikleşmesi ayaklarımızı kaldırmamızı da zorlaştırıyor. Fakat zirveye ulaştığınız da bütün bunlara değdiğini göreceksiniz. Son 200 metre kala ormancıların yaptığı terk edilmiş yangın gözetleme kulesini görebilmek mümkün, hemen yanında da 1 metrelik beton dan yapılmış yapay sütünü görebiliyorsunuz. Keltepe toplam yüksekliği 1999 metre ancak 1 metrelik beton sütünü da sayarsanız toplan 2000 metre.

Eğer havayı açık yakalarsanız mutlaka gün batımına kalın derim size. Görecekleriniz yaşadığınız zorluğun ve günün yorgunluğunun size değdiğini anlatmaya yeterli olacaktır. Buna karar verdiyseniz işte o zaman yüzünüzü batıya sırtınızı doğuya Ilgaz Dağları’na verin ve seyre başlayın. Sizi öyle muhteşem bir gün batımı bekliyor ki, dağların arasından kızararak batan bir güneş ve ışığın yarattığı renk huzmesinin giderek kırmızıya çalması. O anı anlatmaya yetmez. İşte o zaman yorgunluğa ve akşama rağmen asla dönüş yolunu düşünmeyeceksiniz.

 

Yazı ve Fotoğraflar: Ahmet Tokyay

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu


Yenile