Fotogram.org - Fotoğraf Adına Ne Varsa

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

Çomakdağ'da Geçen Zamana Konuk Olmak

AddThis Social Bookmark Button
Murat Solakoğlu bundan beş yıl önce Milas’ta görmüş ilk Çomakdağ’ın dost canlısı insanını… Varmış gitmiş peşi sıra Çomakdağ-Kızılağaç’a! Aradan yıllar geçmiş, unutamamış oraların doğasını, insanını… Geçtiğimiz Temmuz ayı’nda haber almış, Çomakdağ’da dillere destan bir düğün olacağını… Yeşim Özcan ve Zeynel Güven ile birlikte yaşamış oraların tüm renklerini olanca güzelliğiyle…
Çomakdağ’ın tüm renkleri şimdi üç fotoğrafçının gözleriyle, anlattıklarıyla bizlerle!
Fotoğraf Sergisi:
Çomakdağ’da Geçen Zamana Konuk Olmak
Küratör: Yeşim Özcan
Fotoğraflar:
Murat Solakoğlu, Zeynel Güven, Yeşim Özcan
Açılış Kokteyli: 31 Ekim 2008, saat: 18: 30
31 Ekim- 14 Kasım 2008
T. C. Başbakanlık Basın- Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Sergi Salonu
Ceyhun Atıf Kansu Caddesi No: 122 Balgat/ Ankara
Tel:0 312 583 60 00
Ankara Halkla İlişkiler Derneği Katkılarıyla
HRS Hastanesi ve Tadım Pizza Sponsorluğuyla

Başlarken…
Fotoğraflarımızdan önce cümlelerimiz anlatsın istedik Çomakdağ’ın renklerini…
Yeşim Özcan

Beşparmak Dağları’nın gölgesinde, uçsuz bucaksız vadiye hakim bir tepede; nakışlı ahşap oyma kapıları, ustasının marifetlerini sergilediği bacaları, taş evleri, uçsuz bucaksız zeytin ağaçları ve yemenisine fesleğenler, reyhanlar, mis gibi kokan çiçekler kondurmuş, boynuna karanfiller takmış, ipek ve altının bir araya geldiği entarili kadınlarıyla Milas’a bağlı bir dağ köyü Çomakdağ- Kızılağaç.

Sessizce duran kadınlar, anlatmayan hep susan kadınlar…
Çomakdağ’da kadınların kullandıkları gizli bir dil olmuş giydikleri kıyafetler, taktıkları aksesuarlar. Sorulması hoş karşılanmayan belki de soranı da cevaplayanı da zora sokacak pek çok şeyin cevabı sessizce veriliyor buralarda. Düğünde, çarşıda, pazarda görüp te beğendiği kız evli mi, bekar mı kafasındaki tuğraya bakıp anlıyor, sessizce öğreniyor köyün delikanlısı. Bir kadın evli mi, çocuğu var mı, kocası hayatta mı? Giydikleri, taktıkları gideriyor merakınızı. Kafasındaki tuğrası altınlı olanı yeni gelin; altınsız olanının çocuğu var belli...
Hünerli bir ustanın elinden çıktığı belli, taştan yapılmış bir evin gölgesine sıralanmış; tatlı tatlı sohbet ediyorlardı yanlarına varıp gittiğimizde. Mavi, birinin entarisi olmuştu olanca görkemiyle, diğeri iki dizi boncuk yapıp dolayıvermişti boynuna, bir diğerindeyse sarı sarı altınlarla yarışa durmuştu saf ipek eşarbın köşesinde. Duvara dayalı bastonları görmesek taze gelinler bir araya gelmiş gülüşüp duruyor derdik, bunca eğlenmeye! Hangisinin yaşını tahmin etmeye kalkıştıysak yanıldık, 40 dedik 50 çıktı, 55 dedik 75 çıktı. Geçen yılların hesabı tutmadı Çomakdağ’da!
Üzerlerinde pazenden, basmadan entariler, altlarında şalvarlar. Başlarında altınlar dizili tuğra denen başlıklar, çenenin altında duran başlığın düşmesini engelleyen rengarenk bocuklarla işli sakındırak. Mavi renk bu defa gülen hüzünlü gözlerde!
Bakmayın şimdi bu entarilere; dört gün dört gece süren düğün dernekte ipeğin en hasından üçbeş entariler, topdonlar giyilmekte. …
Fesleğenler, karanfiller, kokulu çiçekler iliştirmişler ipek eşarplarının hemen üstünde bir yerlere… Evden çıkarken bahçeden koparıp takılıvermiş mis gibi kokutsun diye parfüm, kolonya, esans niyetine. Kimisinde var kimisinde yok, soruyoruz niye:
Kocası ölen kadının güzel kokmak neyine!
Bundan 50- 60 yıl önce Söke Ovası’na pamuk toplamaya gidermiş Çomakdağ’ın kadınları. Gün olmuş araziler, tarlalar satın almış babaları, kocaları Beşparmak Dağları’nın eteklerinde. Pamuk toplayan eller zeytine gider olmuş, güneşin olgunlaştırdığı zeytinler bir bir toplanıp konulmuş sepetlere… Şimdilerde tarlayı, bağı, bahçeyi bırakmış bu eller... evlenecek kızlara, gelinlere “haneş” işlemekte; üçbeş entari, topdon şalvar yapmak için tezgahlarda ipek kumaş dokumakta. Bağ, bahçe görmemiş bugünün elleriyse kalem tutmakta Büyükşehirlerde.
Ahşap parmaklı balkonlardan sarkan, baston tutan, bahçeden fesleğen koparan eller… Torununu yanına alıp, yola koyulan yüzünde yıların çizgileri ama yorgun değil, yaşanmışlık dolu, mutlulukla belirginleşen yüzler… Yıllara meydan okuyan, adetlerine, törelerine sıkı sıkaya bağlı olan bu köyde, onların içinde “onca yılın, hesabı yok, tutulmaz” diyoruz bizde!

Yorum ekle


Güvenlik kodu


Yenile