Fotogram.org - Fotoğraf Adına Ne Varsa

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

İLKER GÜRER

AddThis Social Bookmark Button

İnsanları Seviyorum – Hayatı Seviyorum – Azmediyorum - Fotoğraf Çekiyorum…
Bu haftaki “Bizden Biri” konuğumuz fotoğrafta profesyonellik yaşamına yeni geçen bir isim. Uzun yıllar yaşamı kararsızlıklarla geçen, bu yüzden eğitimini yarım bırakan,fakat yaşadığı bu süreç içerisinde ne yapmak istediğine karar vererek fotoğraf yolunda önemli bir adım atan bir isim. Azmi sayesinde bugün istediği işe sahip.
İlker GÜRER; Yabancı dil öğrenmek için gittiği Amerika’da, daha sonra işletme okumaya başladı. Yapmak istediği şeyin bu olmadığını anlayınca okulunu yarım bıraktı. Okuduğu dönemde, Siyasal bilimler ve sosyoloji dersleri aldı. Fakat daha sonra Türkiye’ye döndü. 2000 yılında fotoğraf çekmeyi düşlemeye başladı. Türkiye’ye döndükten sonra askerlik görevini yerine getirdi. Bir süre Türkiye de çalıştı. Daha sonra Afrika Sudan da bir demir çelik fabrikasında yönetici asistanlığı yaptı.  2002-2004 yıllarında burada çalıştı. 2000 yılında düşlediği fotoğraf hayalini bu zaman zarfında çok gerçekleştiremedi ancak 2004 Temmuz ayında bu hayalini gerçekleştirdi. Aynı yılın Eylül ayında ise Türkiye’ye döndü.

Bu dönüşün ardına mesleki anlamda ilk kez yerel bir gazetede ücretsiz olarak çalıştı. Belgesel anlamda ilk kez fotoğraf projesi olarak bedensel engelli basketbolcular ile ilgili bir proje çekti. Bu projeyi çalışırken gerçekten fotoğraf çekmeyi istediğini anladı ve bunun üzerine daha çok gitmeye başladı.
Mesleki Yaşamı…
Türkiye’de bir haber ajansına fotoğrafçı olarak girdi. Ancak yabancı dilinin iyi olmasından dolayı dış haberler servisinde işe başlamak zorunda kaldı. Bir süre para kazanmak için bu işi kabul etti. Altı ay burada çalıştıktan sonra işten ayrıldı. Aradan geçen zamandan sonra 2007 yılında yabancı ajanslarla bağlantı kurarak Türkiye’den bu ajanslara fotoğraflar geçmeye başladı. Yine de her şeye rağmen Türkiye deki pek çok haber ve basın kuruluşuna fotoğrafçı olarak başvursa da bu girişimleri hep yanıtsız kaldı. National Georaphic ve bazı dergilere ufak işler yaparak bir süre geçimini sağlamaya çalıştı. Artık oda ülkedeki pek çok fotoğrafçı gibi serbest bir fotoğrafçı olmuştu ve Turkish Time, Newsweek, Der Spiegel, Finansal Times gibi dergilere freelens olrak işler çekmeye başladı. Bütün bunların yanında Türkiye’ye ziyarete gelen yabancı fotoğrafçılarla bağlantı kurarak onlara rehberlik yaptı.
İnsanları sevdiğini ve eserlerinde de buna yer veren Gürer, “Bir fotoğrafçı aynı zamanda yazmalıdır. Fakat ben bu anlamda kendime çok kızıyorum çünkü yazmıyorum. Fotoğrafta teknik anlamda yazabiliyorum nasıl çektim gibi mesela ancak işin hikaye kısmını çok fazla yazamıyorum. Jurnalistlik anlamında baktığımızda yeterli göremiyorum kendimi.
Kendime ait 2 tane projem var. Bunlar bedensel engelliler ve Türkiye deki cüzamlıları anlatan bir proje. Cüzzam projesine başlamadan bir gazetede küçük bir yazı görmüştüm. Türkiye de halen cüzzamlıların olduğunu yazan. Aradan zaman geçtikten sonra Bakırköy’deki Cüzzam hastanesine gittim. oradan yola çıkarak ve gerekli izinleri aldım. Daha sonrada hastalardan da izin alarak onları ve hayatlarını fotoğraflamaya başladım, halen bu proje üzerinde çalışmaktayım. Buradaki amacım hastaların bir şeye bağlı olduklarını anlatmaktı. Tanrı inancı ile bunu bağdaşlaştırmaya çalıştım elimden geldiğince” şeklinde konuşarak Türkiye de özellikle Nuri Bilge Ceylan’ı çok beğendiğini, özellikler İstanbul ve panoromik fotoğraflarını sevdiğini dile getirdi.

Röportaj : Ahmet TOKYAY

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu


Yenile