Fotogram.org - Fotoğraf Adına Ne Varsa

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfMükemmel 

TEOMAN KOZAN

AddThis Social Bookmark Button

Fotoğraf makineleriyle çocukluğumun keşif ve icatlar bölümüde tanışmıştım.

İlk oyuncağım  muhtemelen Kodak markalı körüklü bir makineydi.  Makinenin arka kapağını açarak objektiften obtüratör hızı boyunca sızan ışığı izlemek hoşuma gidiyordu. B konumunu keşfedip objektifi sürekli açık tutabildiğimi keşfedince dünyalar benim olmuştu. Sonraki arkadaşım ise babamın Lubitel marka üstten bakmalı fotoğraf makinesiydi. Vizörüne kafamı gömünce dünya bir başka görünüyordu.  Porst’un Yashica modellerinden birisiyle 35mm film dünyasına adım attım. Çelik obtüratörün açılıp kapanma sesi benim kafamdaki fotoğraf makinası sesini oluşturdu. Karanlık oda kırmızı ışığınının sihirli dünyasına girdim. Kendi hazırladığım ilaçların kokusunu içime çekerek rus malı agrandizörlerde siyah-beyaz baskılar yaptım. İlaçlar kötü hazırlanmıştı ve çok acemiydim. Paramı biriktirip 150mm lik teleobjektif aldım.  Fotoğraf sanatçısı  pozları takınarak kareler sabitledim. Çoğunu da sabitleyemedim.

Pekçok fotoğrafçı için digital çıkıp mertlik bozulmuştu, ama benim için fotoğrafçılık yeniden başlamıştı. Film bitti derdin yok, banyo derdin yok, bir kere makineye para yatırdığın zaman dünyalar kadar fotoğraf çekebilirsin. Şimdi  film harcama gereği olmadan objektifin arkasından görünenleri bilgisayarımın ekranında izleyebiliyorum. Banyo beklemeden hemen izleyebiliyorum. Beğenmediğim kareyi tekrar takrar çekebiliyorum. Çok sevdiğim bir karenin renk veya doygunluğu istediğim gibi olmamışsa resim edit programlarıyla düzeltebiliyorum. Bizim zamanımızda paran olsa bile alacak makine bulamıyordun. Herşey çok pahalıydı. Şimdi bir kot pantolon parasına fotoğraf makinesi alabiliyorsun. Zamanın koşullarından iyi yararlanabilmek için biraz tarih bilmek gerekiyor. Bu sadece fotoğrafçılıkta değil her alanda böyle. O zaman elindeki koşulların kıymetini verebiliyorsun.

Fotoğraf karelerine bakakalıp izlemeler bende “fotoğraf okuma” zevkini geliştirdi. Yes/No’ ya hükümlü ingilizcemle sahaflardan aldığım 1960-1970 lerin eski National Geographic dergilerindeki fotoğraflara bakakalırdım. Reklam fotoğraflarına bile. Mesleki kariyerimde bu “bakakalmalar” ın bana çok yararlı oldu.

Hayran kaldığım fotoğraf sanatçılarından biri olan Ara Güler’in bir fotoğrafı  fotoğrafçılığa bakışımı çok değiştirdi.  Ustanın boynunda bir instant kamera asılıydı. O zaman makinadan ziyade “göz”ün önemli olduğunu kavradım. Görebiliyorsan çekebilirsin demekti bu.

Ülkemizde Ara Usta’nın tahtına oturabilecek fotoğrafçı olarak Mehmet Turgut’u görüyorum. Son dönemde tanıdığım en yetenekli portre ve kompozisyon fotoğrafçısı.

Birgün profesyonel fotoğraf makinesi almak ve ötesi bunu kullanabilmek isterim. Ama henüz beni tatmin edecek profesyonel fotoğraf makinesini yapmadılar.

Sergi mi? Daha neler... O kadar büyümedim henüz. Şimdilik sadece arkadaşlarımla paylaşıyorum fotoğraflarımı.

Öneri? Fotoğraf çekmekten önce fotoğraf okumayı öğrenmek gerek.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu


Yenile